TÜRKAP
Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği
KAPLICA & SPA

Spa - Wellness

KAPLICA ve SPA'nın kökleri

Prof . Dr. M. Zeki Karagülle 

Bu yirmi yılda ABD'de kaplıcaların nasıl geliştiğini anlamak için kaplıcanın tarihine kısa bir bakış yararlı olacaktır. SPA sözcüğünün bir olası kaynağı Latince "Salus Per Aqua" olabilir ve "su ile sağlık" ya da "sudan gelen sağlık" anlamına gelir. Spa aynı zamanda Belçika'da sıcak mineral su kaynakları olan küçük bir birimin yerleşim adıdır. Eski Romalılar askerlerinde uzun yürüyüş, çarpışma ve savaşlar sonrası oluşan ağrı ve sancıları buradaki kaynakların dindirdiğini keşfetmiştiler. Sözcüğün diğer bir kaynağı Güney Belçika'da konuşulan eski Wallon dilindeki çeşme anlamındaki "espa" sözcüğü olabilir. Bundan önce İngilizce'deki spaw ve sonra da modern sözcük spa türemiştir. 

Şimdi tekrar Liege yakınlarında Spa kasabasına dönelim. 1326'da, kasabanın yerlilerinden demirci ustası Collin le Loup, buradaki doğal kaynaktan çıkan "chalybeate" sularla tedavi olup iyileştiğini ileri sürmüştür. 1551'de İngiltere'de William Slingsby, benzer bir "chalybeate" kaynak (Tewhit at Harrogate) keşfetti. Bu mineral su Spa'daki "Sauveniere" ile benzerdi, Bu keşif Timothy Bright'ın dikkatini çekti. O da "Sauveniere" deki suları denemişti ve tatmıştı. Slingsby kaynağını "İngiliz Kaplıca" "English Spa" diye adlandırdı. 1626'da York'lu Doktor Dean Bright'ın öneri ve tavsiyesi üzerine Harrogate suları üzerine bir broşür yazdı; "English Spaw Fountain". 1652'de Fransızlar Harrogate sularını kuzeyin Spaw'ları olarak tanımladılar. Bir mineral su dinlenme yerini (resort) spa diye ilk adlandıran büyük olasılıkla Sherindan isimli bir yazar olmuştur. 

Spa sözcüğü bu haliyle yalnızca İngilizce konuşulan ülkelerde kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Almanya'dan ise "Kurort" terimi ki "Kür Yeri" anlamını taşır, özellikle Doğu Avrupa'ya yayılmıştır. Bu İngilizce'deki "Health Resort" sözcüğünün daha geniş bir anlamda kullanılmasıdır. Mineral ve termal sular ile uygulama yapılan yerler için birincil olarak kullanılsa da, klimaterapi (iklim tedavisi) yapılan yerler için de kullanılabilmektedir. Buna karşılık, Almanca Bad sözcüğü, ki Almanya'da coğrafik adlandırmaların bir öncülü olarak ta kullanılır ve Fransızca eşdeğeri "les Bains" ise daha spesifik olarak bir "spa"yı anlatır. İtalyanca'da aynı anlamdaki sözcük "Terme", İspanyolca da ise "Banos" tur. Türkçe'de bizim kullandığımız "kaplıca" sözcüğü de tüm bu sözcüklerle eş anlamlıdır. Avrupalılar, yüzyıllar boyu ya içine girerek ya da içerek kaplıca sularını kullanmıştır. ("taking the waters"). Küratif elementleri nedeniyle doktorlar başta romatizma ve artrit olmak üzere, infertiliteden göz yanmasına, cilt irritasyonlarından hazım rahatsızlıklarına kadar ve daha bir çok durum ve hastalıkların tedavisi için kaplıca kür tedavisi reçete etmişlerdir. 

Gerçekte, termal mineral su banyolarının küratif güçlerine inanç bütünsel bir bilim dalı haline gelmiş ve bu bilim yüzyıllarca Avrupa'daki bütün büyük tıp okullarında okutulmuştur. Günümüzde de, çoğu Avrupa kaplıca kentlerinde "su ile tedavi" yaygın bir şekilde ama tıbbi denetim ve kontrol altında kullanılmaktadır. Ancak, o kaplıca yöresinde çalışan bir kaplıca hekimi ile konsultasyon ve onun preskripsiyonu ile tedavi mümkün olabilmektedir. Su ile tedaviler ya da radon mağaralarındaki seanslarla eş zamanlı olarak doktorlar, ayni zamanda herbal sarmalar, kuru ve ıslak sıcak tedavileri, masaj ve başka tedavileri de verebilirler. Kür için genellikle önerilen kalış süresi iki ila üç haftadır. Çok yakın zamanlara kadar devlet sağlık sigortaları Avrupa'da yalnızca medikal inceleme, testler ve tedavileri değil, aynı zamanda yatak ve yemek ücretlerini ve de iki ila üç hafta süreli bir kür merkezlerindeki konaklamalarını da ödüyorlardı. Hem hak edilen tatil süresinden kaybetmeden hem de hastalık nedeniyle raporlu sayılmadan üstelik parası da ödenmiş bir tatil, nasıl bir şeydi acaba? 

Geleneksel olarak kür kasabalarında herkese açık komünal bir kür merkezi vardır. Burası, resmi tibbi kaplıca kür tesisi olarak hizmet verir. Bu kür merkezi, kentte ve civarındaki otellerde (bu otellerin bir çoğunun kendi doktorları ve kür departmanları vardır) ve pansiyonlarda kalan tüm ziyaretçilere ve de lokal halka açıktır. Ziyaretçiler, "kür almak" için günlük olarak merkezi kullanırlar. Kaplıca hekimi tarafından verilen mineral su ile tedavilere ek olarak, küristler sauna, buhar banyosu, yüzme havuzu, kozmetik salonu, güzellik salonu ve masör (hepsi ayrı bölümlerdir) kullanabilirler. Bu Avrupa pratiği aslında ilk Amerikan tarzı "day spa" programını temsil eder. Amerikan tipi "day spa"lar sahneye çıkmadan önceki tek day spa formu aslında bu idi. 

20 yy. başlarında ABD'ye gelen Avrupalı göçmenler bir çok alışkanlık ve gelenekleriyle birlikte kaplıca kür konseptini de getirdiler. Kaplıca kasabaları lokal idareler, devletler ve ulusal parklar tarafından sağlanan sponsorluklarla birlikte Amerikan kıtasında da her tarafta "kaynamaya" başladı. Ne yazık ki, bunların çoğu Amerikan Tabipler Birliği (AMA) kaplıca kürünü saçma ve değersiz diye niteleyip, olumlu iddiaların yalnızca kocakarı masalları olduğunu öne sürünce kapanma ve market dışında kalma kaderi karşı karşıya kaldılar. Modern tıp bilimi "halk bilgeliği"nin yerini aldı ve doktorlar ve farmakosötik firmalar, preventif önlemler yerine daha çok hastalıkların tedavisine odaklandılar. Semptomların veya hastalıkların tedavisi için doğal yollar bulma ve kullanma yerine ilaç almayı önerme moda oldu. Amerikalılar hızlı 'sonuç alıcı' tedavilere yöneldiler. 

Halen Amerika'da mineral su kaplıcaları halen varlıklarını sürdürmektedir, başlıcaları Kaliforniya, Meksika ve de Kuzeybatı Pasifik'tedir. Halen açık olan en eski kaplıca kenti Batı Virginia'da şehrin merkezinde orijinal tedavi olanaklarıyla hizmet veren Berkeley kaplıcalarıdır. Yeniden canlanma da gündemdedir. New York devleti yakın geçmişte, bir zamanlar kuzeydoğunun büyük kaplıca kentlerinden biri olan Saratoga Springs'te eski banyo evlerinin restorasyonu için 2 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştır. Kaliforniya'daki Calistoga ve West Virginia'daki White Sulphur Springs gibi yerler de kaynaklarının mineral içeriği nedeniyle ilgi çekmektedir. 

Dünyanın farklı bölgelerinde değişik tiplerde kaplıcalar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Orta doğunun hamamı, ya da buhar banyosu başka bir kaplıca geleneğine bağlıdır (nasıl ki Fin saunası, Rus banyosu ve Japon banyo evleri de başka geleneklere aitseler). Aslında, gerçekte belirli hastalıkların iyileştirilmesi ve tedavisinde yardımcı olmak için tüm bu kültürlerde doktorlar kaplıca tedavilerini önermiş ve reçete etmişlerdir. Bu tedaviler genellikle milattan çok önceki yıllara kadar uzanmaktadır ve sonra çağlar boyunca 20 yy. a kadar devam etmişlerdir. 

Amerikan yerlilerinin de kaplıca rituelleri vardı (tabi ki onlar Avrupa'lılar gelene değin spa sözcüğünü kullanmamışlardı). Ve hatta Ponce de Leon'a "Fountain of Youth" "Gençlik Çeşmesi"ni nerede bulacağını onlar göstermişlerdir.