TÜRKAP
Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği
Makaleler

TÜRKİYE'DE AKADEMİK TERMAL TIP 70. YILINI KUTLUYOR! 

Prof. Dr. M. Zeki Karagülle 
Türk Kaplıca Tıbbı ve Balneoloji Derneği Başkanı 
Uluslararası Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Derneği Başkanı

Hidroklimatoloji kronik sağlık sorunları ile terapötik ve destekleyici olarak baş etmedeki binlerce yıllık tarihsel kökleri ile hem ülkemizde hem de dünyada modern kanıta dayalı tıp yaklaşımının ince eleğinden süzülerek ana tıp akımı içinde bilimsel bir disiplin olarak öne çıkıyor. Güncel termal tıp ve tıbbi hidroklimatoloji rekreasyon ve sağlık tatili ile birlikte insan sağlığını güçlendirmedeki eşsiz potansiyelini kanıtlıyor. Hidroklimatolojik ve balneolojik yöntemler kanıta dayalı hazırlanan tedavi rehberlerine giriyor ve koruyucu, tedavi edici ve esenlendirici etkileriyle bir dizi hastalık ve sağlık sorununda yaygın bir şekilde kullanılıyor. 

Mustafa Kemal 1918 Mayıs'ında Osmanlı hanedanından bir grupla Bohemya'nın içme kürleri ile ünlü kaplıcası Karlsbad'ta (Karlovy Vary, şimdi Çek Cumhuriyeti sınırları içerisinde) geçirdiği kaplıca kür dönemi kaplıca yöreleri ve kürlerine olan ilgi ve yatkınlığına kaynak olmakla kalmadı, Türkiye ile ilgili gelecek planlarında önemli izler de bıraktı. 1. Dünya Savaşı'nın yokluk ve kargaşa ortamında Karlsbad şifalı mineralli suları böbrek rahatsızlığını ne kadar yatıştırdı bilemiyoruz, ama Osmanlı'nın külleri üzeriden dahice örgütlediği ulusal bir kalkışmayla kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri üzerine ilk notlarını burada tuttuğunu Afet İnan'ın anılarından biliyoruz. 

Mustafa Kemal bu şirin ve göz alıcı doğa harikası kaplıcadan çok etkilenmişti. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında kaplıcaları unutmadı ve hazırlanan sağlık mevzuatında kaplıcalar ve mineralli sulara özel bir bölüm ayrılmasını sağladı. İstanbul Tuzla ve Samsun Havza kaplıcalarıyla özellikle ilgilendi. Ama tarihi Roma/Osmanlı Kaplıcası Yalova Termal'e olan hayranlığı bir başkaydı. Karlsbad'a çok benzeyen bir başka doğal güzellik olan Termal'in modern ve bilimsel bir kaplıca kür merkezine dönüştürülmesi çerçevesinde Fransa'dan Dr. Nihat Reşat Belger'i Türkiye'ye çağırdı. Dr. Belger Lozan görüşmelerini yürüten İsmet İnönü başkanlığındaki Türk heyetine Fransa'dan katılmış, tercümanlık yapmıştı. 

Prens Sabahattin'le yakınlığı, bu genç ittihatçıyı Paris'e kadar sürüklemiş, İstanbul'da tamamladığı tıp eğitimini Paris Sorbon Üniversitesi'nde perçinlemişti. Daha sonra üstün başarıyla tamamladığı iç hastalıkları ve hidroklimatoloji ihtisasları, ünlü bir Fransız kaplıcası olan Plombières-les-Bains'nin direktörlüğüne kadar yükselmesini sağlamıştı. Türkiye'de ise Yalova Termali tarihsel kökleri ve doğal güzelliği temelinde genç cumhuriyete yaraşır bir çağdaş kaplıca kür merkezi haline getirme çabaları Atatürk'ün büyük destekleriyle başarıya ulaştı. Atatürk'e olan saygı ve sevgisi ile Yalova Termal'e eşsiz katkıları, onu Atatürk'ün en yakın özel doktoru olma ayrıcalığına taşıdı. Bu arada, bir şans yada şansızlığı, Atatürk'e ilk "siroz" tanısı koyan hekim olmasıysa, diğeri de Atatürk'ün direktifleriyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde kurulan Hidroklimatoloji Enstitüsü direktörlüğüne profesörlük unvanı verilerek atanmasıydı. Atanma işlemleri uzamış, karar ancak Atatürk'ün ölümünden az sonra günümüzden 70 yıl önce 28 Kasım 1938'de Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. 

33. Üniversite Reformu sonrası, büyük değişiklik ve dönüşüm içinde olan İstanbul Üniversitesi ve Tıp Fakültesi'nde gelenekçi "hocalar" pek rahat sayılmazlardı. Bu ortamda dışardan hem de Fransa'dan gelip atanan bir profesörün kabul görmesi kolay olmazdı. Ama Prof. Belger ittihatçı muadele geleneğiyle kürsüsüne sahip çıktı ve onun bu günlere ulaştıracak sağlam temeller üzerinde kurdu. Nihat Reşat Belger'in o zaman için de bu gün içinde bir devrim niteliği taşıyan yaklaşım ve çabalarıyla Türkiye kaplıcalarında yüzyıllardır deneye dayalı ve sezgisel kullanılan tedavilerin geleneksel tozları silkelendi, çağdaş ve bilimsel bir yenilenme başlatıldı. 

Halen Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı adı altında yaşamını sürdüren bu benzersiz akademik yapı kuruluşundan bu yana sayısız bilimsel çalışma ve yayına kaynaklık etti. Türkiye'deki termo-mineral sular ve kaplıcaların dökümünü çıkarıldı ve talassoterapi olanaklarını tanıtma çabası gösterildi. Ne yazık ki, hem anabilim dalı idari olarak hem de çalışanları bilimsel olarak her zaman yeterli destek ve tavır göremedi. Birçok kez, tibbi hidroklimatoloji kürsüsü kapatılma, tıbbi hidroklimatoloji uzmanlık alanı da kaldırılma tehdidi ile karşı karşıya kaldı. Bu olumsuz yaklaşımlar ve önyargılı engellemeler yüzünden günümüze değin sadece Ankara GATA ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi'inde benzeri iki anabilim dalı kurulabildi. 

Prof. Belger sonrası dönemde Prof. Dr. Orhan Yenal ve Prof. Dr. Nurten (Usman) Özer, bilimsel hidroklimatolojik kültür ve geleneği koruyup geliştirdiler ve yeni kuşaklara aktardılar. Birçok kaplıca uzmanı hekim yetiştirdiler. Birçok kaplıcanın bilimsel temeller üzerinde kurulup yükselmesi ve çağdaşlaşması için yoğun çaba harcadılar. Bu gün ön planda olan hangi kaplıca merkezimizi incelersek inceleyelim orada Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı'nın etkisi ve yönlendiriciliğini mutlaka buluruz. Birkaç örnek vermek gerekirse, Balçova, Çeşme, Gönen, Afyon, Bursa, Eskişehir, Tuzla, Pamukkale, Karahayit, Kızılcahamam, Yalova, Kangal, Kuzuluk ve Armutlu ilk akla gelenler... 

Diğer yandan, İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı, Avrupa ve dünyanın en eski kaplıca kürsülerinden biri olarak gördüğü uluslararası ilgiyi Türkiye'den dünya termal ve kaplıca tıbbına yaptığı bilimsel katkılarla taçlandırmayı sürdürdü. Burada yetişen Hidroklimatologlar Bursa, Ankara ve Tokat'ta örnek bilimsel çalışmalarla dünya balneolojik tıp literatüründe ön plana çıktılar. Prof. M. Zeki Karagülle bu bilim yuvasında aldığı eğitimle Uluslararası Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Derneği başkanlığına seçildi. 

Bu derneğin 35ci Dünya Kongresini 2006'da İstanbul'da düzenledi. Sonuçta çağdaş Türkiye'nin yoğun bilimsel gelişmelerle karakterize cumhuriyet yılları içersinde 70 yıldır Tıbbi Hidroklimataloji de var! Bugün zaman zaman yaşanan engelleme, duraklama ve gerileme dönemlerine karşın başarılarla geçmiş 70 yıl gelecek için bize güç ve umut veriyor. "Nice 70. yıllara Hidroklimatoloji!" dileğimiz, tabi ki tarihsel köklerimiz gibi "nice bilimsel ve toplumsal gelişmelere Türkiye" dileğimiz ile çakışıyor.


13.01.2017